Bizler, bir aile sistemi içerisinde dünyaya geliriz. Bu sistem içerisinde gelişir ve kimliğimizi oluştururuz. Ailemizin de içinde bulunduğu sistem doğrultusunda tutum ve davranışlarımızla ilgili öğrenme deneyimleri gerçekleştiririz. Bir olay karşısında nasıl hissedeceğimiz, kiminle neyi nasıl konuşacağımız aslında tam da ailemizin de içinde olduğu bu sistemin bir ürünüdür.
Bazı danışmalar, sadece danışan üzerinde değil danışman üzerinde de iz bırakır. Danışanın seanslar ilerledikçe artış gösteren özgüveni, bakış açısındaki değişimler ve kurduğu cümleler aslında biz psikolojik danışmanlarında sistemi içerisinde büyük bir öneme sahiptir. Bir danışanım oturumlardan birinde şöyle bir cümle kurdu ve bu cümle aslında sistemin hayatımıza nasıl etki ettiğini özetler nitelikteydi.
“Keşke ailemi alıp en baştan şevkatle “ben” büyütebilsem.”
Bireyin kendisini tanıması ve anlamasıyla birlikte ihtiyaç duyulan değişimin ortaya çıkabilmesi için birinci derecedeki yaşam alanındaki ilişkilerin yapısı yani aile içi ilişkiler önem arz eder. Defalarca bahsettiğimiz, ebeveyn tutumları çocuklarımızın gelecekte özgüveni düşük, içe kapanık, fazlasıyla kaygılı, her şeye korku duyan; kendisine ve çevresine karşı olumsuz algıları olan kişilere dönüştürebilir.
Çocuklarınıza her kızdığınızda, bu kızgınlığınızın aslında kendi anne-babanıza olup olmadığını iyi düşünün. Kızgınlığınızın kökenindeki “kaybetme ve zarar görme” korkusunu iyice hissedip bu duygularınızı çocuklarınızla gerekli şekilde paylaşıp sizi korkuyla değil sevgiyle dinlemelerine izin verin.
Süha Topçu
Psikolojik Danışman
