Çoğu kişilik özelliklerimizi henüz çocukken oluşturmaya başlarız. Bu süreçte çocuğun en büyük gereksinimi ebeveynleri tarafından temel ihtiyaçlarının giderilmesi ve onlar tarafından sevildiğini hissedebilmektir. Temel ihtiyaçların büyük bir bölümünü oluşturan beslenme, doğumdan itibaren anne ile çocuk arasındaki en önemli bağı meydana getirir. Annenin bu konuda bilinçli olması çocuğun ileriki yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesine oldukça yarar sağlamaktadır. Anneler yemek yemeyi reddeden çocukları için devamlı şekilde onlara zorla yemek yedirme çabası içine girmektedir. Bu durum hem anneyi hem de çocuğu yoran ve yıpratan şeylerdir. Annenin bu davranışları çocuk üzerinde farklı olumsuz düşüncelere yol açmaktadır;
1. Çocuk gözüyle maruz kalınan bu zorlanma güven duyduğu annesi tarafından kendisinin tehdit edildiği izlenimini oluşturmaktadır. Bebek, yemeyi kabul etmediği besini ‘’tehlikeli ‘’ şekilde değerlendirerek annesinin yineleyen zorlayıcı tutumları karşısında ondan kaçınır ve ona karşı inatlaşarak savaş açmaya başlar. Zamanla annesine olan güveni zedelenerek azalır ve çocukta kaygılı bağlanma sorunu oluşabilir. Bu durum çocuğun ileriki yaşamında depresyon, inatlaşma, kaygı ve davranış problemlerini sıkça meydana getirebilir.
2. Çocuk kendi yeme isteğinin bir önem arz etmediğini düşünerek sürekli annesinin zorlayıcı yemek yedirme davranışlarına karşı itaat eden biri haline gelir. Buda psikolojik olarak çocuğun yaşamında kendisini yönetmek isteyen kişiler karşısında onlara boyun eğen bir tutum geliştirmesine yol açar. Çocuk zamanla tokluk hissinin üstünde beslenmeye başladığı zaman ileriki yaşamında fiziksel olarak rahatsızlanma yaşar ve tansiyon, şeker, beslenme problemlerine meyilli hale gelir.
Günümüzde anneler, iyi bir anne olduklarını çevreye karşı kanıtlamak için çocuklarını zorlayıcı bir şekilde beslemeye çalışırlar veya çocuklarının bir türlü doymadığını düşünürler. Sabırsız şekilde davranarak çocuğun yemeğini kendi yemesine imkân vermeyip çocuk üzerinde baskı kurarak ağzına kaşık tıkama, tehditle veya çocuğu kandırarak zorla yedirme davranışları anne ile çocuk arasındaki ilişkiye büyük ölçüde zarar vererek çocuğun benlik saygısının azalmasına ve beden sınırlarının ihlal edilmesine sebep olur. Çocuk aç olduğunun farkında olmadan sürekli yemek yediği zaman beynin açlık ile ilgili vermiş olduğu sinyalleri fark etmeden yemeğe alışmış olur. Böylelikle çocuğun ileriki yaşamında özellikle ergenlik döneminde, aç olmasa bile aşırı yemek yeme davranışında bulunması obezite ile sonuçlanabilir. Çocuğa açlık hissinin tattırılmasına izin verilerek kendi seçimleri doğrultusunda yemek yemesine olanak sağlanmalıdır. Böylelikle çocuk, karnının ne zaman acıktığını ve ne zaman doyduğunu bilebilecek bir yapıya ulaşarak kendini denetleyebilir. Anneler tarafından yapılan başka bir yanlış davranış ise çocukları abur cubur ile ödüllendirmek. Bu hareket çocuğun kötü beslenme alışkanlığının yükselmesine neden olur. Çocuk, sevdiği abur cubura ulaşmak için yeme alışkanlığını değiştirerek devamlı bir şekilde annesinin zorla yemek yedirmesine izin verir. Çocukların ilk rol modelleri anne ve babalarıdır. Ev içerisinde ebeveynler de beslenme alışkanlıklarına dikkat ederek zararlı olan yiyecekleri ev içerisinde bulundurmamalıdır. Böylelikle çocuklar bu yiyecekleri görmediği için ebeveynlerinden talepte etmeyecektir. Beslenme anında masada çocuğun ilgisini çekebilecek oyuncak veya objeler olmamalı, televizyon kapalı halde bulunmalıdır.
Anneler çocuklarının beslenme tercihlerine kulak vererek onlara saygı duymalıdır. Unutulmamalıdır ki her çocuğun damak tadı ve doyum sınırı değişiklik gösterir.
Beste Güder
Psikolog
